Ağu
Israrla tutan ellerime hayret ediyorum
Şahdamarımı birleştirmeye çalışan parmaklar
Bilmem neresinden saplı bu hayata
Aklım giderken sele kapılmış
Israrla düşen damlalar yanaklarımdan
Burkuluyor geçirdiğim günlere.
Ve her günahı sırtlanışımda
Belim bükülür,
Ağır gelir bu dünyayı yutkunmak
Bu ağuyu kendi kuyruğumdan çıkan
Yine kendi kalbime saplamak.
Sökmeyecek şafaklar uğruna akıtılan
Bu irin gözden
Boğazıma inince beni tere kana boğar
Sayfa sayfa kaderim uzaktan bakarken bana
Her dem güneşe gülümseyen günebakanlar
Kaşlarını çatar ve sivri dişleriyle
Tehditler savurur varlığıma.
Yayından fırlayan her ok
Namludan çıkan her kurşun
Dilden dökülen her ağıt
İlkin benim boğazıma saplanır.
Yıldızlar söner de düşer ilk benim başıma
Şimşekler çakar hayatımın isli bacasının üzerinden
Âmâ olurum ilerleyemem
Ne karanlıkta ne aydınlıkta.
Gezinirken bedevilerin çölünde
Bir fırtına kopar Mecnun’un yolundan
Suratım kum olur karışır çöle
Uzaktan bir mehtap sırıtır yüzüme
Asi ve çılgın içine çeker bütün yaşamı
Ben şaşkın ve solmuş başımı
Göğe dikerim
Belki de hiç inmeyecek nuru beklerim
Beni dik yamaçlardan akıtacak huzuru.
Cesaretim yoktur dönüp yazdığım bir satırı okumaya
Ben gerçi hep korkaktım karşı yaşamaya
Alışılagelmiş bir haykırıştan başka neydi ki
Her gün aynı deftere yazılan
Benim vebalı satırlarım
Ve kelepçelere kilit olan gözlerim
Güvercin diye salınan ya aklım?
Bilirim, hiçbir şiir temizlemez günahımı
Yüksek inançlı duvarlar var önümde
Karşıya geçtin mi paçayı kurtardın derler
Oysa ellerim benim sabundur
Gövdem ise mum
Sıcaktır o duvarlar bir yürek gibi!
Dokunsam eririm, dokunmasam dondum.
Dost kucağını bıçaklarken fikirlerim
Kesici ve hain bir zihin kenarında
Kirpiklerim sökülür birden
Saplanır birer ikişer bulanık varlığıma
Ellerim pençe olur ve gözlerim sel
Yaralarım her çiçeği tarlasında
Her gülüş kin güder içten içe
Ben güldüğüm o sıra.
2018
-SON-

Yorumlar