Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Darmadağınık #1: İntihar Üzerine

İntihar dediğimiz durum oldukça sübjektif ve üzerine konuşulması zor bir  durum. Yani bundan böyle konuşacaklarım fert fert herkesi bağlamayacak ve daha çok benim düşüncelerim eksenli olacaktır. Dediğim gibi, zor mesele. Bu yüzden de intiharı failinden bağımsız olarak iyi-kötü, doğru-yanlış, rasyonel-irrasyonel olarak nitelemek de ilk etapta kolay iş değil. Bilhassa olayın din boyutunu hesaba katmayınca iş, içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Sadece etik mahiyetini yorumlamak değil, faaliyete geçirilmesi bakımından da zor bir meseledir intihar. Neticede ortada kıymık batmasına bile tahammülü olmayan canımızın kıyamete dek söndürülmesi söz konusu. Hatta bu durum bana baya ironik de gözükür. Kafasında kimi zaman bir öç alıyormuşçasına gurur hissiyle kendini imha senaryoları kuran kardeşimiz boğazına bir şey takılınca onu oradan çıkarana kadar akla karayı seçer. Ne oldu? Bırak o lokma kalsın boğazında, hazır sen de ölmeyi istiyordun.. Yani her ne kadar intihar düşünceleri zihinde dans e...

Sulh ve Silah

Resim
  Susacak elimdeki silah İşitilince o nidâ Eşhedu en'la ilahe illallah. Ve göndere çekilecek sulh Bir hilâl tam olunca Muhammeden abduhu ve rasûluh. -SON-

Ağu

Resim
Hayatım türlü ağularla çevrelenmişken                            Boynumu, kesik boynumu Israrla tutan ellerime hayret ediyorum Şahdamarımı birleştirmeye çalışan parmaklar Bilmem neresinden saplı bu hayata Aklım giderken sele kapılmış Israrla düşen damlalar yanaklarımdan Burkuluyor geçirdiğim günlere. Ve her günahı sırtlanışımda Belim bükülür, Ağır gelir bu dünyayı yutkunmak Bu ağuyu kendi kuyruğumdan çıkan Yine kendi kalbime saplamak. Sökmeyecek şafaklar uğruna akıtılan Bu irin gözden Boğazıma inince beni tere kana boğar Sayfa sayfa kaderim uzaktan bakarken bana Her dem güneşe gülümseyen günebakanlar Kaşlarını çatar ve sivri dişleriyle Tehditler savurur varlığıma. Yayından fırlayan her ok Namludan çıkan her kurşun Dilden dökülen her ağıt İlkin benim boğazıma saplanır. Yıldızlar söner de düşer ilk benim başıma Şimşekler çakar hayatımın isli bacasının üzerinden Âmâ olurum ilerleyemem Ne karanlıkta ne aydınlıkta. Gezinir...

Bir Sabah

Resim
  Belki bir sabah kalkarız ki sevgilim Dünya yok olmuş. Her şey olabildiğince yeşil Sen ben koşalım diye serili bozkırlar Ve yaşlanmak durmuş. Ertelenen her şey, yarıda kalan, bölünen Ne varsa sonuna varılamayan Hepsini en baştan alacağımız vakit gelmiş. Bir sabah kalkarız ki sevgilim Bakarsın her taraf saflık, duruluk ve birlik Ve ayrılık bizden ilelebet gitmiş. Bizi kollayan şu ecel Başımızda muhafız gibi dikilen ölüm Uzadıkça uzayan şu zaman ve mekan Ve belki göğün karanlığı gitmiş  Yalnız yıldızları kalmış. Demir çekilmiş, silahlar susmuş, kan durulmuş Bir tek esenlik, dirlik ve ikimiz Bir sabah kalkarız ki sevgilim Dünya yok olmuş. -SON-

Ağaran

Resim
  Sana her baktığımda Gözlerindeki buğu görüşümü perdelediği zaman Senden damlayan kan bendeki oyuğu derinleştirdikçe Nefretim katmerleniyor. Bin kere inşa edilmiş bir kenti yeni baştan yıkıyorum Yeni baştan ölüyor doğurduğun tek çocuk Ne vakit görsem senin ağardığını Katmerleniyor içimdeki nefret. Gazze'ye.